Tuzun Hayatımızdaki Önemi
Tuzu, doğal tuz ve rafine edilmiş sofra tuzu olarak önce ikiye ayırmak gerekir. Doğal tuzları ise insan sağlığı açısından, mineral bileşimi ve oluşum süreci açısından iki katagoride incelemek mümkündür. Sofra tuzu diye bildiğimiz tuz aslında tuz değil saf sodyumklörürdür ve vücut için oldukca agresif bir maddedir. İşte bu nedenle herkes tuzdan uzak durun demektedir.
Soframizdaki yedigimiz tuzun tuz olmadigini söylerken sunu kastediyoruz. Endüstrileşme ile birlikte; özellikle ekonomik sebeplerden dolayi en az 84 elemente sahip olan tuz; rafine edilerek sadece sodyum ve klorür elementine indirgenmiştir. Bu nedenle hemen hemen gerçek tuz elimizden alinarak yerine sodyum klorür (NaCl) ile degistirilmistir. Bu temel ayırt edici özelliklere göre tuzu şöyle sıralandırabiliriz;
1. Doğal Tuz
a. Deniz Tuzu,
b. Kaya Tuzu,
c. Kristal Tuz
2. Rafine edilmiş sofra tuzu
( saf Sodyumklörür )
A. Deniz Tuzu:
Deniz tuzu özellikle deniz kenarlarında yapılan göletlerde, deniz suyunun kurutulması sonucu elde edlir. Ancak bugün denizlerin sanayi artıklarıyla kirlenmesinden dolayı, denizden elde edilen tuzlar da rafine edilmektedir. Bu sebepten, rafine edildikten sora, tuzun kaynağı nereden olursa olsun, hiçbir anlamı ve özelliği kalmamaktadır.
B. Kaya Tuzu: Kaya tuzu eski denizlerin kuruması sonucu oluşmuştur. Mineral bileşimi açısından, oluştuğu denizin mineral bileşimini taşır. Kaya tuzu milyonlarca yıl yaşında olduğu için hiçbir çevre kirlenmesinin etkisi yoktur.
C. Kristal Tuz: Dünyanın çeşitli bölgelerinde milyonlarca yıl yüksek basınç altında kalan kaya tuzları kristalleşir. Kristal tuzları kaya tuzlarından ayıran en büyük özellik, basınç altında molekül yapısı yoğunlaşarak küçülmüş olmasındadır. Bu ince molekül yapısı kristal tuz iyonlarının hücre zarından hücreye girmelerini kolaylaştırır. Dünyanın en iyi kristal tuzlarından birisi de Pakistan'da bulunan tuz yataklarından çıkarılan Himalaya kristal tuzudur.
Tuz Hakkında Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz...
1- Tuz, hayatın kaynağı olan denizden gelir.
2- Bildiğiniz gibi tuz, bütün yiyecekleri bozulmaktan ve çürümekten korur, tabiki aynı zamanda insan bedenindeki hücreleri de korur.
3- Tuz olmadan vücudun elektrik sistemi çalismaz. Yani düsünemez, konuşamaz ve kaslarını kullanamaz.
4- İnsanin %75′i sudur. Geriye kalan kısmı da hakiki tuzdur. Bundan yüzyil öncesinde, Wilhelm Heinrich Schübler (1821-1898) ölüleri yakarak küllerini incelemiş ve yanan cesetlerden arta kalanın yalnızca tuz oldugunu ispatlamıştır.
Negatif İyonlar Hakkında Bilgi İçin Tıklayınız.